El Tabanı ve Bilek Germe Kasları
Sorgulanan Körelmiş Bir Organ Daha (El Tabanı ve Bilek Germe Kasları)
Dr. Arslan MAYDA
Canlılarda az vazife gören organların zaman içinde giderek körleşeceği faraziyesi, evrim düşüncesini savunanlar tarafından devamlı öne sürülen iddialardan biridir. Bu yüzden evrim teorisinin ortaya atıldığı ilk dönemlerde, canlılarda birçok körelmiş organ olduğundan bahsedilmiştir. Meselâ insanda 200 kadar organın körelmekte olan veya kalıntı organlar olduğu iddia edilmiştir. Zaman içinde özellikle anatomi, histoloji ve embriyoloji gibi dallardaki ilmî gelişmeler arttıkça, bunların birçoğunun ne kadar ehemmiyetli organlar olduğu gösterilmiş, körelmek ve kalıntı olmak bir yana, bu organların her birinin sayısız vazifelerinden söz edilir olmuştur. Daha sonra bu körelmiş organlar iddiası zayıflasa da, evrimciler 20 kadar organ hakkında hâlâ benzer iddiaları gündeme getirmekten geri durmamaktadırlar. Kolumuzda bulunan iki kas da köreldiği iddia edilenlerdendir. Bunların birincisi ön koldan avuç içine (el ayasına) uzanan musculus palmaris longus, diğeri de başparmak kökünden yine avuç içine uzanan musculus palmaris brevis’tir.
Vücudumuzdaki organların vazifelerini ayrı ayrı değerlendirmek gerekir. Tabiidir ki, her organın kullanılma süresi veya sıklığı aynı değildir. Gözün ehemmiyeti ile, ayağın küçük parmağını veya tırnağımızı karşılaştıramayız; fakat bu durum, tırnağın önemsiz ve işe yaramaz olduğunu göstermez. Her organa kendi yapısına ve bulunduğu yere göre bir vazife verilmiştir. Beyin, kalb ve akciğerin önemi ile dalak ve safra kesesinin önemi aynı değildir. Bir iş yerinin bahçıvanı ile işletme müdürünün kabiliyet ve vazifeleri aynı değildir. Fakat müdüre de ihtiyaç vardır, işçiye de, aşçıya da, ustabaşına da vücudun organlarının bazılarına hayatî vazifeler düştüğü hâlde, bazılarına daha az vazife düşebilir. Zîra sistem ona göre kurulmuştur. Bir motordaki küçük bir vida bile önemlidir, boşuna konulmamıştır.
Aynen bunun gibi koldaki m. palmaris longus ve m.palmaris brevis kasları beyne, kalbe, akciğere, karaciğere, dalağa, mideye, bağırsağa veya hareket sistemindeki diğer kaslara göre daha az iş yapar, o hâlde görevi azdır, bu yüzden körelip yok olacaktır diyemeyiz. Zîrâ her organ kendisine tevdi edilen vazifeleri yapmakla mükelleftir.
Vücudumuzdaki 600’e yakın kasın her birinin vazifesi, önemi, kendilerine verilen güce ve fonksiyon kabiliyetine göre değişir. Evrimci bir bakışla; ‘Bunların 200 tanesine mutlaka ihtiyaç var, diğerlerine yoktur, o hâlde bu kaslar yok olacaklar(!)’ diye bir mantıkla yaklaşırsak, öncelik ve önem sırasını kim, hangi ihtiyaca göre belirleyecektir? Belli bir katsayı vererek kaslarımızı numaralandırırsak, hangi değerin altındakileri önemsiz sayacağız? Bu değerin altındakileri yok edersek, insanın bugün yapabildiği hareketlerin çoğunu kaybetmiş olmayacak mıyız?
Ön koldaki palmaris longus’u ve brevis’i yakından inceleyelim: M. palmaris longus dirseğin iç kısmından başlar (medial condyl) 2, 3, 4 ve 5. parmakların avuç içi zarına (aponeurosis) yapışır. Palmaris longus parmak köklerine kadar avuç içi zarının devamı gibidir. Avuç içi zarına yapışan bir diğer kas da, m. palmaris brevis’tir. Bu kas da birinci parmakla avuç içi zarının bağlantısını sağlar ki, günlük hayatta binlerce defa yaptığımız, cisimleri kavramada çok önemli vazifeler üstlenir. Her iki kas da, avuç içi zarını birinci parmak ve kola doğru çekmek suretiyle, el ayasının yuvarlak bir nesneyi tutmasında gerekli olan gerginliğin sağlanmasına vesile olur. Herhangi bir enstrüman çalanlarda palmaris longus’un önemi çok büyüktür. Saz çalarken, tezeneyi tutarken, gitar, ud, kaval, vb. çalgıları kullanırken, el bileğini öne bükeriz (planter flexion), bir cismi kavrarken elimizi bükme ve avuç içi zarını germe işi palmaris longus ve brevis’e yaptırılmaktadır. Meselâ bir ipe tutunarak duvara tırmanırken, ipi tutma için elimizi sıktığımızda avuç içi zarının gerilmesi, bu esnada parmakları çeken tendonların gerilmesi, bu gerilme esnasında tendonların avuç içinde şişkinlik yapmaması bu iki kasın avuç içi zarını germesiyle engellenir. Bu kasların yokluğunda avuç içi zarının incelmesi ve dolayısıyla da kavrama fonksiyonunda zayıflık olur. Palmaris longus’un el bileğini bükme vazifesini, el bileğini ve parmakları büken diğer kaslar yapabilir. El bileğini bükme vazifesi sadece bir kasa verilmemiştir. Dışta flexör carpi radialis ve içte de flexör carpi ulnaris kasları el bileğini bükecek şekilde yaratılmıştır. Ancak elimizi sadece onlar bükseydi, avuç içi zarı gerilmeyeceği için, bükme kuvvetli ve dengeli olmayacaktı. Bazı doğuştan olan anomaliler neticesinde veya yapılan ameliyatlarda kasların yanlış yere yapışması durumunda fonksiyonları sırasında kas kirişlerinde ağrılar olur. Baldi ve arkadaşlarının yayımladığı bir makalede çello çalarken başparmağında ağrı olan profesyonel bir müzisyenden bahsedilir.Müzisyenin bu ağrıları dört yıldır devam etmektedir. Ağrılar, müzik kariyerini tehdit eder duruma gelmiştir. Müzisyen operasyona alındığında palmaris longus tendonunun yapışma yerinin farklı olduğu görülmüştür. Olması gereken yere bağlanmamış olan kas, yapışma yerinden gevşetilince müzisyenin ağrıları kesilmiştir. Bir enstrüman çalarken palmaris longus kası normal yapışma yerinde, ağrısız vazife görüyor; fakat müzisyenler bunun farkında değil. Demek ki, bu kasın şimdiki yapışma yeri olan avuç içi zarı, en uygun yerdir. 600 kasımızın 1.200 yapışma noktası, çok hassas ve ölçülü bir şekilde tam yerli yerine yerleştirilmiş, şâyet her kas olması gerekenden ayrı yerlere yapıştırılsaydı, vücudumuz ağrılı kaslar topluluğu olurdu.
Palmaris longus olmazsa avuç içi zarındaki koruyuculuk ve kavramadaki direnç yeterince oluşmaz. Median sinirin tam üzerinden geçirilen palmaris longus’un bir diğer vazifesi de, travmalardan median sinirin korunmasıdır. Vazifelerini yukarıda saydığımız bu iki kas, parmakların gerilmesi için destek olması yanında, el ayasında bulunan hayat çizgilerinin (palmar yaylar) oluşmasına da katılmaktadır.
El bileğini ve eli bükmeye yardım eden kaslardan palmaris longus, eski anatomi kitaplarında “İnsanların % 15’inde yoktur.” denmesine rağmen, Sebastin ve arkadaşlarının 329 Çinli üzerinde yapmış olduğu çalışmada, tek taraflı palmaris longus’un yokluğu % 3,3; çift taraflı eksikliği ise % 1,2 bulunmuştur. Genel bulunmama nispeti % 4,6’dır. Asyalılarda, siyahlarda ve yerli nüfusta bu nispet daha azdır. Bu kasın yokluğu, kasın yok olmaya gittiğinin işaretini vermez, bunlar embriyonal gelişme esnasında iç veya dış çevre tesirlerine bağlı olarak ortaya çıkan doğum anomalileridir. Meselâ bazı insanlar tek böbrekli doğar, bu böbreklerin ‘evrimsel sürece girip’ böbreklerin körleşmeye başladığı kanaatini vermez. Zîrâ böbrek hayatî bir organdır. Bazı insanlar 6 parmaklı, bazıları 4 parmaklı doğabilir, bazılarının tek baldır kemiği (fibula) yoktur. Ön kol kemiklerinden radius veya ulna kemiği olmayabilir. Kimisinde yumurtalıklar, testisler yoktur. Canlıların vücutlarında çok az da olsa bazı organ eksiklikleri görülebilir. Bunlar embriyonik gelişme sırasında geçirilen çeşitli hastalıklar veya kullanılan ilâçlarla ortaya çıkan anomalilerdir. Bu eksiklik ve anomalileri bir körelme süreci şeklinde görmek aklen ve ilmen uygun değildir.
0 yorum yazılmıştır